Daha önce bahsettiğimiz gibi dünyanın geçici değerlerine
sahip olmayı kendisi için yeterli gören insanlar, gerçeklerden çeşitli
yöntemlerle kaçarlar. Ölüm tüm gerçekliği ile yanı başlarında iken
bunu gözardı eder, yeniden dirilecekleri günü de unutmaya çalışırlar.
Bunları düşünmemek kendilerince bir kaçış yöntemidir. Böylelikle
insanlar Allah'a olan yükümlülüklerini akıllarına getirmeyerek,
yalnızca kendi tutkularına göre yaşayabileceklerini zannederler.
Oysa kıyamet günü kesin bir gerçektir. Bu gerçek Kuran'la bildirilmiştir.
Aynı zamanda Kuran'da kıyamet gününde gerçekleşecek
olan olayların tasvirleri de yapılmıştır. Oldukça detaylı anlatılan
kıyamet vaktinde, yeryüzünde ve tüm kainatta olacaklar, bunun yanı
sıra insanların ruh hali, tüm benliklerine hakim olacak büyük şaşkınlık,
korku ve panik açık bir şekilde anlatılmaktadır. Kuşkusuz, evren
kusursuz olarak yoktan var edildiği gibi, yine kusursuz ve olağanüstü
görkemli bir kapanışla sona erecektir. Gezegenler yörüngelerini
bulamayacak, dağlar yerlerinden oynayacaklardır. Daha önce herşeyin
tesadüf olabileceği bahanesi ile Allah'ı inkar edenler, tüm dengeleri
altüst eden bu muazzam olaylar karşısında tesadüflerin değil, yalnızca
Allah'ın hükmünün geçerli olduğunu anlayacaklardır. Allah kıyamet
anında gerçekleşecek olaylarla ilgili olarak Kuran'da şöyle haber
vermektedir:
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De
ki: "Allah'ındır." O, rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde
şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefislerini
hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır. (Enam Suresi, 12)
Artık Sura tek bir üfürülüşle üfürüleceği, yeryüzü
ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir
çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman. İşte
o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vuku bulmuş (gerçekleşmiş)tur.
(Hakka Suresi, 13-15)
Kıyamet Günü Belirlenmiş Bir Vakittir
Zaman ilerledikçe, kıyametin vuku bulacağı ana doğru
hızla yaklaşıyoruz. İnsanların büyük bir çoğunluğu kıyamet vaktini
kendilerinden çok sonraki nesillerin karşılaşacakları bir olay olarak
düşünmektedirler. Burada şu gerçeği hatırlatmakta yarar vardır.
Kuşkusuz bizlerden önceki nesiller de aynı düşünce ile hareket etmişler
ve "uzak gelecekteki" bu olayı düşünmemişlerdir bile. Oysa dünya
üzerinde, ilk insanın yaratılışından itibaren yaşamış olan her kişi,
kıyamet günü gerçekleşen olaylara şahit olacak, Allah'ın huzurunda
toplanacak ve hiç kimse için de bir kaçış mümkün olmayacaktır. Üstelik
bu günün, siz günlük yaşamınıza devam ederken, gelecek için planlar
yaparken olmayacağına dair bir garanti de yoktur. Kesin olarak gerçekleşecek
olan kıyametin vaktini sadece Allah bilmektedir. Bu konuyla ilgili
olarak Kuranda şöyle buyrulmaktadır:
De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve
azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?"
O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye
açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) (Cin Suresi, 25-26)
Allah, büyük bir düzen içinde yarattığı yaşamı, bilemediğimiz
bir vakitte tüm düzeniyle birlikte sona erdirecektir. Bu kapanıştan
şüphe etmeyi veya buna inanmamayı insanların büyük bir çoğunluğu
makul karşılıyor ve bu nedenle inkarı tercih ediyor olabilirler.
Ancak tarifi yapılan bu son gün, inkarcılar için oldukça zorlu,
ürkütücü bir gün olacaktır. Bu nedenle inanmayarak olacakları beklemek
yerine, varlığından şüphe duymadan kıyamet gününe iman etmek, insanı
kendisi için çok daha olumlu ve kazançlı bir sonuca götürecektir.
Zira dünyada harcadığı çabaların "boş bir çaba" olduğunu kıyamet
saati ile anlayan bir insanın pişmanlığı, tarifi oldukça zor, çok
şiddetli bir pişmanlıktır. Bir ayette Allah şöyle buyurur:
Ancak o, 'herşeyi batırıp gömen büyük-felaket'
(kıyamet) geldiği zaman. O gün, insan, neye çaba harcadığını düşünüp-anlar.
(Nazi'at Suresi, 34-35)